Modern toplum trafikle kurulur

Amerika’da yaşayan azınlıkların, kadınların ve göçmenlerin eşitlik için verdiği mücadele uzun on yıllar boyunca sürmekte olan ve geniş bir zaman diliminde adım adım çözümler bulunabilen bir süreçtir. Bu sürecin başlangıcı ve halk arasında yayılması aslında ne iç savaş ne de olimpiyatlarda yükseltilen “kara yumruk” olmuştur.

Amerikan eşitlik hareketlerine bakılacak olursa, zencilerin ve beyazların, kadınların ve erkeklerin, yerlilerin ve göçmenlerin ilk eşit olarak görüldüğü ve eşit muameleye tabii tutulduğu yer olarak trafik görülebilir. Yolda yürürken, otobüse binerken, bir kafede yemek yerken ayrımcılık kurbanı olan kişiler; sosyal hayatta erkeklerden daha az insan olarak görülen ve hayattaki tek amacı erkeğini desteklemek gibi görülen kadınlar; yurttaşlık alamayıp da hayatını kaçarak sürdüren göçmenler için eşitliğin mecburi olduğu tek yer trafik. Yol yapımında yatırım maliyeti çok yüksek olduğundan, otobüslerde, restoranlarda ya da parklarda uygulanan apartheid (anayasaya dayandırılmış devlet eliyle uygulanan ayrımcılık) araçlarıyla trafiğe çıkan ana-akımdan farklı gruplar için eşitliğin ilk adımı olmuştur. Devlet, mecburi olarak trafiğin düzenli işleyişini sağlayabilmek için herkese eşit mesafede durması gerektiğini ilk olarak trafikte görmüştür.

Uygulanan ırkçı ayrımcılık Güney Afrika’daki kadar şiddetli olmasa da sürekli olarak halkın büyük bir kesimini baskı ve yorucu bir kısıtlama altında tutuyordu. Buna karşın maddi olanakları biraz iyileşen herkes eşit muamele görebilmek için bir araba alıp trafiğe çıkıyor ve mecburen egemen sınıfla eşit görülmüş oluyordu. Adım adım eşit kabul edilmenin verdiği cesaretle her alanda eşitlik talep edebiliyor bu sayede alternatif gruplar. Eşitlik taleplerini körüklemede tek sebep budur demiyorum, fakat önemli bir etkendir.

Kırmızı ışıkta beklerken bir beyaza yol vermek zorunda olmayan bir zenci, otobüse bindiğinde oturduğu koltuğu beyaza vermek zorundaydı ve bu yasal olarak bir kesinliği olan bir uygulamaydı. Bununla birlikte, Rosa Parks’a ilham veren milyonlarca zencinin direnişi de otobüste yani trafikte başladı.

Modernizasyon dakik olmayı gerektirir

Sanayileşmenin getirdiği faydalardan yararlanabilmek için toplum çeşitli değişikliklere açık olmalı ve kültürel dönüşümü kabullenmelidir. Bugün Akdeniz kültürünün klişeleşmiş özellikleri arasındaki gecikme ve yavaşlamış günlük yaşam bile Avrupalılaşan ulaşım standartları sayesinde dakikleşerek kültürün bir şekilde değişmesini sağlıyor.

Ulaşım alanında dakikleşme ile birey tek başına bir fark yaratabileceğini de keşfederek kendi hayatında düzenli bir hayata geçişin mümkün olduğunun farkına varır. Bireyler, kitleler halinde toplumsal dönüşümün bir parçası olarak kendilerini sanayileşmiş bir kültüre adapte eder ve çağı bu şekilde yakalar.

Öte yandan sanayileşmenin son ürünlerinden faydalanarak, sistematik bir şekilde ayak uydurmaya karşı çıkan, muhafazakâr bir şekilde ekonomik dönüşümü kucaklarken toplumsal dönüşümü elinin tersiyle iten toplumlar ise ne olursa olsun üretim faaliyetlerinden ve kalitesinden ödün vermek zorunda kalacaktır. Potansiyelinin tamamını kullandırmamaya yönelik olan bu tutucu baskı, asıl olarak sosyal refahı kurmaya yönelik gibi görünse de birkaç on yıl içinde fark edilebilecek büyük bir hatanın ortasına atlamaktır.

Ekonomik gelişim, altyapı kurulması ve toplumsal dönüşümün paralel bir çizgide seyretmesi gerekirken, kasıtlı olarak bir kesimin geride bırakılması ve özellikle engellenmesi halk arasında bir sıkıntı yaratır ve sonuçları bugün gelişmemiş birçok ülkede görülebileceği gibi sorunlu bir sona yönlenir. Bir fabrikanın saatinde işe başlamasına ve düzenli bir şekilde çalışarak belirli oranda üretime katkı sağlamasını isteyebilirsiniz, fakat fabrika işçilerinin saati geldiğinde orada olabileceği sistemi de kurmalısınız. İş disiplinini çalışarak öğrenmenin yanı sıra, sokak kültüründe de edinmelidir insanlar. Özellikle de zenginin ve fakirin, eğitimlinin ve eğitimsizin, patronun ve işçinin, herkesin paylaşmak zorunda olduğu tek yer olan trafikte, ulaşım esnasında görmelidir. Eşitlik, adalet, disiplin ve modern dünyaya dair her kavram burada algılanabilir.

Trakya’da bir garip ceza

Kısa bir süre önce, Trakya’da bir kasabadaki arkadaşımızı ziyarete gittik, otogara çok yakın olan evine kadar yürümeyelim diye az miktarda alkollü olmasına rağmen direksiyon başındaydı, fakat alkollü olduğunu trafik polisinin kontrolüne kadar anlamayacaktık. Olay şöyle gelişti ki, önce trafik polisi evrakları kontrol etti, sonra da “elime üfler misiniz, alkol aldınız mı” şeklinde bir soru sordu.

Neden muayene cihazını kullanmadığını merak ederken, ne kadar içildiğini sordu. Bu soru üzerine “lütfen araçtan inin” diyerek polis aracının yanına arkadaşı götürdü. Ehliyet cihaza yerleştirildi, üfleme pipeti değiştirildi ve çıkan sonuç: 600 küsur lira para cezası artı ehliyete 6 ay süreyle el koyma. 58 promil alkollü olduğu için, aldığı bu cezayı arkadaşımız sonuna kadar hak etti fakat yine de bu uygulamada insanı rahatsız eden bir durum var ki o da adaletsiz bir yaklaşımla cezanın kesilirken başka kusurların görmezden gelinebilmesiydi.

Polisin durdurduğu diğer kişilerin çoğu emniyet kemerini takmamış vaziyette, birçoğunun ağzında bir sigara yanıyordu. Bir kısmı durduğu halde cep telefonu konuşmasını devam ettiriyordu. Bu davranışların da bir suç olduğu ortamda trafik polisinin kestiği cezayı arkadaşıma iletirken “hükümet içmenizi istemiyor, bunun neresini almıyor kafanız” demesi uygulamanın aslında adalet sağlamaktan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.

Güven duygusu sağlamalı

Polis devletin bir kanadı, adalet uygulayıcısı, renk körü olmalı. Fakat Türkiye’de polis dendiğinde “hükümet bekçisi” şeklinde algılanıyor. Bu algıyı oluşturan muhalif kesim değil, polis teşkilatının kendisidir. Eğer bir kusur ve kabahat cezalandırılırken diğer bir kısım suç görmezden geliniyorsa bu ancak ideolojik bir yaklaşım olduğunu gösterir ve toplumun adaletin koruyucusu olması gereken polise olan güvenini azaltır.

İkili bir uygulama olması bir yandan bir kesim insanları memnun ederken bir diğer kesimi de çileden çıkarır. Modern toplumun başlangıcının trafikle olması gerekirken, ayrımcılığı trafikten başlatan bir polis teşkilatı ve içişleri bakanlığı ancak kendi sonunu hazırlıyordur.

Alkol, sigara ve telefon: hepsi direksiyon başında suç!

Yasalar ve davranış üzerine araştırmalara bakacak olursak, 60 promile kadar alkollü birinin dikkat dağınıklığı ile araç kullanırken telefonda konuşan ya da sigara içen kişinin dikkat dağınıklığı çok yakın oranlarda olduklarından hepsi kabahat olarak görülür ve karşılığında ceza almaları gerekir. Burada cezayı kesen polisin bir savunması “madem iki biradan fazla içtin, söyle de üfletmeyelim başka türlü halledelim” şeklinde. Yani uygulaması gereken adaleti açıkça ihlal edip “farklı” yöntemlerle hizmetini sürdürmeyi gözüne kestirmiş.

Modern bir toplum olduk mu?

Ekonomik kalkınmışlık raporlarına bakıldığında altyapısı yetersiz olsa da üretim seviyeleri şu an için var olan az sayıda fabrika ve girişimci sayesinde dünyanın en gelişmiş 17. ekonomisi olabilir Türkiye ekonomisi. Fakat bununla birlikte var olan potansiyel, tarımsal üretimde kaybedilen büyük iş gücü ve ulaşım sorunları düşünülünce aslında çok daha büyük bir oranda üretim sağlanabilirdi.

Yetersiz kalmış olan yatırımları, bir türlü oturtulamayan iş disiplinini ve bölgeler arası eşitsizliğe ve adaletsizliğe dayalı sistematik ayrımcılığı düşündüğümüzde Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında da gerilerden takip etmektedir. Balon ekonomi modelini benimseyip, kalkınmasız büyüme modeline entegre olmuş olan Türkiye ekonomisinin gidişatı da, sosyal ayrımcılıkla paralel bir seyir takip edecek.

Gürkan Özturan

09.06.2011

Istanbul

This entry was posted in Istanbul, Turkey. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s