Bulgaristan Seçimini Reform’dan Yana Yaptı

Bulgaristan, Avrupa Birliği’ne girdiğinden bu yana ilk defa Cumhurbaşkanlığı seçimlerini gerçekleştirdi ve 2,5 yıldır hükümette olan ‘Bulgaristan’ın Avrupa Tarzı Kalkınmasını Destekleyen Yurttaşlar’ (GERB) partisinin adayı Rosen Plevneliev ülkenin ilk muhafazakâr cumhurbaşkanı oldu. Seçim sürecinde çeşitli etnik, ekonomik ve şeffaflık sorunları olmasına rağmen olaysız bir seçim yaşayan Bulgaristan için önümüzdeki beş yıllık zaman diliminde hükümet ve cumhurbaşkanlığı arasındaki iletişim daha da etkin olacak gibi görünüyor.

Ana muhalefet partisi Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) ve başta Türk azınlıklar olmakla birlikte azınlık gruplarını temsil eden Haklar ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) seçimlerin şeffaf bir ortamda yapılmadığını ve GERB’in hile ve tehdit yoluyla seçimleri kazandığını ifade ettiler. Buna karşın, ülkede seçimlerden hemen önce yapılan araştırma sonuçlarına göre halkın yüzde 12’sinin seçimlerde oyunu satmaya hazır olduğunu belirttiği bir ortamda kimin ne şekilde kazandığını sorgulamaktan ziyade bu durumda bile olsa nasıl kazanımlar çıkarılabilinir bunları değerlendirmek gerekiyor.

BSP’nin başarısızlıkları

BSP, ülkenin sosyalist geçmişinin devamı, komünist partinin mirasını taşıyan parti olarak 90’larda ön plana çıkmış ve uzun bir süre boyunca Perestroika surecini devam ettirmiş, ülkenin gerçek bir reform sürecinden geçmesini yavaşlatmıştı. 90’larda öne çıkan HÖH ile koalisyonlarda bulunarak Sovyetler Birliği ve Yugoslavya’dan dağılan ülkelerin yaşadığı etnik sorunları hiç yaşamadan nispeten barışçıl bir ortamda düşük büyüme hızı fakat yüksek yolsuzluk oranlarıyla bugünlere kadar gelmişti.

BSP’nin seçim mağlubiyetinin önemli bir nedeni parti içinde daha önce yolsuzluğa bulaşmış olan kişilerin halen aktif pozisyonlarda bulunması. Önceki dönemlerde milletvekilleri ve bakanların karıştığı skandallara karşın oy oranlarını yükselten aşırı sağ ATAKA partisi ve yeni muhafazakârlık üzerinden daha liberal bir ekonomi kurma hayaliyle yurttaşlarına zenginlik vaat eden GERB’in oylarını yükseltmekten başka bir sonuca varmamıştı. ATAKA’nın kurucusu ve parti lideri Volen Siderov’un TV programı olan ATAKA zamanında ortaya çıkardığı yolsuzlukları gerçekten bir karne olarak kabul edip kendisini aklamış ve bugünkü kadrolarını temiz siyaset yapabilecek kişilerden oluşturmuş olsaydı, BSP’nin 31 Ekim seçimlerinde aldığı sonuç çok daha farklı olabilirdi.

BSP için ikinci bir engel, özellikle 80’li yıllarda Bulgaristan’daki azınlıkların yaşam tarzı ve kültürlerine büyük tehdit oluşturan, kültürel soykırım uygulamış olan Zhivkov döneminin de dâhil olduğu Komünist Parti ile arasına mesafe koymamış olması. Bugün Bulgaristan’daki birçok azınlık gruplarının halen nefret ile hatırladığı dönemleri kendi benliğinin bir parçası olarak gören partinin, genel seçimlerde iki adaydan biri olarak karşısına çıktığında birçok kişi için tercih olmamasını doğal karşılamak gerekir. HÖH, BSP ile birlikte, ırkçı söylemleri kendi çekirdek politikası olarak gören GERB ve ATAKA koalisyonuna karşılık işbirliği içine giriyor. Fakat geçmişe dair kırgınlıkları olan, bugün ticari hayatına önem veren ve zenginlik-sosyal adalet ikileminde kaldığında kendisi için maddi değerlerin ağır bastığı alanlarda, azınlıklar oylarını muhafazakâr sağa yöneltebiliyor.

Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi muhafazakâr sağ partilerin ve radikal sağ partilerin yükselişi Bulgaristan’da da halen devam ediyor ve bunun en büyük sebeplerinden biri sol partilerin son 10 yıldır gerçekçi ve rekabetçi muhalefet yapamaması, üretken politikalar sunamaması.  İtalyan sosyal demokratlarıyla olan organik bağları ile bilinen roman yazarı Alessandro Baricco’nun sol partilerin kendilerini yenilemesi üzerine yazdığı makalesinde İtalya örneğinde anlattıkları aslında bütün Avrupa sol partileri için geçerli maddelerdir ve BSP de bunların dışında tutulamaz. Yeni muhafazakârların belirlediği bir ekonomik kalkınma ajandası bulunmayan BSP, Bulgar halkına refah düzeyi daha yüksek ya da daha konforlu bir hayat vaat etmiyordu. En büyük vaadi sosyal adalet ve temel ihtiyaçların garantisi olan BSP, bu durumda AB üyeliğinden faydalanamayan bir parti gibi görünüyor ve ekonomik özgürleşme reformlarını hayata geçirmeye isteksiz bir parti olarak da prim yapamıyor.

Ekonomik kriz ve ırkçılığa etkileri önemli bir rol oynadı

Seçimlerde yalnızca BSP’nin iletişim ve reformlar alanındaki başarısızlıklarına değinmek haksızlık olur. Seçimlere kısa bir süre kala ülkede baş gösteren ırkçı eğilimler ve etnik gerginlik ortamı sonuçlara dair önemli bir etki yaptı. Ülkedeki Roman azınlığın önderlerinden olan ‘Kral Kiro’ adlı şahsın aracının çarpması sonucu etnik Bulgar Angel Petrov adlı gencin ölmesi ülke çapında etnik nefretin hortlamasına sebep olmuştu. Sosyal medya aracılığıyla hızla örgütlenen milliyetçi yurttaşlar, kısa sürede ülkedeki Romanlara ve özellikle de Kiril Roshkov’a ölüm tehditlerinin altına imzalarını atmaya başlamış, sonucunda çıkan olaylarda binlerce kişi tutuklanmış olaylarda 16 yaşında bir genç de hayatını kaybetmişti. Güney Bulgaristan’da, Katunitsa şehrinde başlayıp ülkenin her yerine yayılan etnik hareketlilik neredeyse seçimler öncesi aşırı sağ ATAKA partisi için bulunmaz bir fırsat haline dönüşmüştü. ATAKA seçim sürecinde böylesi bir etnik gerginliği lehine çevirerek yabancı düşmanlığı temelinde yeni oydaşlar kazandı, ve seçimlerin ikinci turuna gelindiğinde GERB’in adayına büyük bir destek olarak yansıdı bu hareketler. Üst düzey politikacıların durumu sakinleştirmek için hiçbir samimi girişimi olmayışı ve hatta HÖH’ün dahi konuya mesafeli yaklaşımı adeta ülkedeki azınlıklar, göçmenler ve marjinalleri ana akımdan uzaklaştırma harekâtı gibiydi.

GERB’in icraatlerine alternatif plan yaratılmadı

GERB’in son 2,5 yıllık iktidarı süresince attığı ekonomik adımlara bakılacak olursa ülkenin bütün işinsanlarının yatırımlarının ve kazançlarının artışı ve hızlı bir özelleştirme furyası ile ülkeye yabancı yatırımcıların gelişini görebiliriz. 2012 Haziran ayında cumhurbaşkanlığından ayrılacak olan Georgi Parvanov, GERB’in geçirdiği yasaları veto etmesiyle ünlü olmuştu. Bu adımların çoğuna baştan karşı çıkan BSP destekçileri de bugün bu Avrupalılaşan ekonominin faydalarını görüyor. Her ne kadar Avrupa çapında sosyalist partiler enternasyonalinin bir parçası olsa da, BSP diğer Avrupa sol partileri gibi ülkesiyle sınırlı politikalar ve ulusal ekonomiyi öncelikli görüyordu. Sanırım bu seçim sonuçlarının ardından BSP’ye, geçmişe saplanıp kalmakla seçim kazanılamayacağını Bulgaristan’lı seçmenleri açıkça göstermiş oldu.

Avrupalılaşma sürecinde öne çıkan en belirgin etmen olan tüketim toplumumun büyümesi ve ekonomik büyümeye dayalı kalkınma modelini uygulamayı hedefleyen GERB’in icraatları bugün Bulgaristan’ın batı tarzında yeniden yapılanmasına büyük katkı sunuyor. Büyüme hızının seviyesinden şikâyetçi olabilirler, özelleştirme akımına karşı çıkabilirler fakat bu adımların olumlu sonuçlarını sıradan Bulgaristan yurttaşları da hissediyor. Ülkenin dünyaya açılmasında büyük katkıları olan bu uygulamalara karşı çıkmak yerine dünya çapındaki değişim akımına kendi alternatif planlarıyla dâhil olmayan BSP ise seçmenlerin gözünde statükoyu savunan bir parti olarak yer ediniyor.

GERB’in oy oranını giderek artırmasını sağlayan bir başka etmen de yerel yönetimler ve genel siyasi kademelerde ‘yeni Bulgaristan’ söylemlerini kullanımı. BSP’nin geçmişe bağlılığına karşın, GERB ülkenin Sovyet izlerini birer birer silmekte kararlı adımlar atıyor. Kültürel anlamda bir intihar gibi görülebilecek bu davranış, komünizm geçmişiyle gurur duymayan milyonlarca Bulgaristan yurttaşı için önemli bir çıkış. Bu değişimi mutlaka görmek isteyen seçmenler, değişimin BSP tarafından ele alınmayışını görünce bir bakıma GERB’e yönelmek zorunda kalıyorlar.

Değişim ve liberalleşmenin alternatifsiz olarak GERB’e kaldığı bir siyasi ortamda, BSP’nin geçmişi ön plana çıkararak oy toplama çabaları fayda getirmeyecek, zararına bir oyunun devamı niteliğinde kalıyor. Yeni Sol söylemini benimsememiş, Avrupa çapında politikalar üretmeyen ya da bu politikalara katkıda bulunmayan bir BSP önümüzdeki beş yıllık dönemde daha da oy kaybetmek zorunda kalabilir. Avrupa Birliği serüvenine dahil bir parti olup, Avrupalılaşmanın dışında kalmak olanaksız olacağından en kısa sürede Avrupa Sosyalist Partisi grubuna danışarak yeni iletişim ve siyaset stratejilerini hazırlamaları halinde ancak bir sonraki ulusal seçimlerde bir şans elde edebilirler.

Sonuç olarak söylenebilir ki, BSP ve HÖH’ün bu seçimlerdeki başarısızlığı, Avrupa çapında sol partilerin stratejilerini çağa uygun olarak kıtayı kapsayacak şekilde yeniden düzenlemeye gitmemesinin bir parçası olarak görülebilir. Köklü değişikliklere cesur adımlarla yaklaşan merkez sağ partiler neredeyse birçok Avrupa ülkesinde sosyal demokrat kökenli partilerden daha sosyalist adımlar atarken, sol kanattan gelen partilerin kendini yenilemeden, yeni fikirler ve alternatif stratejilerle seçmen karşısına gerçekten değişim getirdiklerini göstermeden bir başarı elde etmesi mümkün olamaz.

This entry was posted in Europe, Evaluation, New Left, Radical Right, Social Media. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s