İdam Cezalandırır mı?

Son zamanlarda yine idam cezasının geri getirilmesini isteyen milyonlarca insan kana susamışlığını gün yüzüne çıkarıyor. Baştan söyleyeyim, idam cezası geri gelemez. Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası anlaşmaların birçoğuna göre yurttaşlarını cezalandırmak adına onları idam etmesine dair bir düzenleme yapmasının önü kesilmiş durumdadır. Fakat yine de bu konunun tartışılması bile, dönüşüm sürecine girilen son on üç yıldan bu yana ne kadar demokratikleştiğimizi ortaya çıkarıyor. En ufak sorunda kan istemek, intikam istemek, idam cezasını geri getirelim demek asla ve asla demokratlık değildir.

Demokratik bir yönetimde insanlar suç işledikleri zaman suçlunun da insan hakları olduğu unutulmaz ve yaşadığı sürece yaptığından pişman olabileceği bir ceza verilir. İşlenen suç insanlığa karşı bile işlense, küçük çocuklara tecavüzü de içerse, ya da bir adada toplanmış gençlere toplu katliam bile olsa bu suç, ceza yine adalet tarafından toplum vicdanını rahatlatmaya yönelik olarak suçlunun ömrünün geri kalanından yaptığının pişmanlığını duymasına yönelik olarak verilir. Bu uygulama çoğu zaman ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve bazı ülkelerde de ‘kimyasal hadım’ şeklinde olabilir. Fakat hiçbir zaman –her ne kadar kana susamış insanlar her yerde olsa da- suçluyu apar topar idam sehpasına götürmezler demokrasilerde.

Demokratik ülkelerdeki ceza sistemi üzerinden giden bu savunma, tabii ki ABD engeline takılır. Hatta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyelerinden üçünün (ABD, Rusya, Çin) idam cezası uyguladığı sıklıkla söylenir. Bu ülkelerden ikisinin demokratik bir yönetime sahip olmadığını açıklamaya gerek yok, ve bir tanesinin de Avrupa tarzında ne kadar demokratik olduğu her alanda tartışılabilir. Bu sebepten dolayı, daha kötü bir örneğe kıyaslama yaparak ‘ama onlarda da var’ demek yalnızca popülizm olur. Her ne kadar büyük bir kalabalık istemiş olursa olsun, herhangi bir hareket, davranış insan hakları temel prensiplerine aykırı ise, demokratik olamaz.

Abdullah Öcalan yakalandığı sene idam cezasına çarptırılmasını isteyenlerin oranı muhtemelen yüzde 80’lerin üzerindeydi. Bir kısım insan halen de ‘idam edilmesi için referanduma gidelim’ diyebiliyor fakat demokratik olmayan temellerdeki herhangi bir konuda referandum yapılsa bile sonucunun etkili olamayacağını idrak edemiyorlar henüz. Bu durum aynı İsviçre’de cami ve minare yapımını engellemeye yönelik yapılan referanduma benzer bir durumdur.

Aslında idam cezasının geri gelmesini isteyen milyonların, Pandora’nın Kutusu’nu ne şekilde açtıklarını bilmediğini düşünüyorum. Hatırlayabildiğim şekliyle bundan birkaç sene önce pedofili tecavüzcü bir adam yakalandığında idam cezası yeniden baskın bir şekilde gündeme gelmişti ve apar topar genel medyada idam geri gelsin mi şeklinde anketler düzenlenmeye başlandı. Çıkan sonuçlar korkutucu, bazı gazetelerin okurları yüzde 85 oranlarında pedofiller için idam cezasını geri getirmek istemişti. Hemen ardından ‘katiller de dâhil edilsin’ dendi. Çok fazla zaman geçmeden ‘dağdan inenleri de asalım diyenler peyda’ oldu ve kaçınılmaz olarak sonunda ‘en iyi Kürt ölü Kürt’tür’ çığlıkları yükselerek neredeyse soykırımcı mantıkla katliamlar düşleyen insanlar kan çökmüş gözlerle etrafa bakmaya başladı.

Herhangi bir yasal düzenleme ilk amacından kolaylıkla saptırılabiliyor. Kimi buna gizli gündem diyebilir kimileri de Akdeniz ruhuna bağlayıp aniden aşırılaştığını öne sürebilir. Fakat sonuçta her uygulamanın abartılı bir şekilde yönlendirilmesi gibi bir gerçek de var. Örneğin, Türkiye gençlerini ve çocuklarını korumak adına internet filtresi çıkarıp yazılı olmayan kurallara dayanarak genel ahlaka aykırı bulup binlerce internet sitesini engellemiş bir ülke. Yapılan düzenlemeler, uygulamalar ilk amacından kolaylıkla saptırılabiliyor ve baskıcı bir yönetim hasreti çok kişiler için bir kişilik halini alıyor.

Alışılmış haliyle devletin demir yumruğunu geri getirmekte sakınca görmeyen kişiler, kendilerine dönebilecek silahların kullanılmasında sakınca görmüyorlar. Fakat hatırlanması gereken bir durum var ki, bir gün herkes herhangi bir sebepten sanık sandalyesine oturabilir. İdam cezasının geri gelmesini isteyen kişilerin kendileri için de bir gün idam talep edildiğinde bu konu hakkında bu kadar fanatik bir şekilde istekli olmayacaklarını düşünüyorum. Unutulmamalı ki, herhangi bir ülkede kimin ne zaman hain ilan edilip haksız yere asılacağı asla belli olmaz!

This entry was posted in Turkey. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s