Gezi Parkı’nın Karşısındakiler

Taksim Gezi Parkı’nın ’dönüştürülmesi’ planlarına uzun zamandır İstanbul ve Türkiye genelinde birçok kesim karşı çıkıyor. Ağaçları, yeşil alanı, Taksim civarında açık havada sakince oturulabilecek son mekanı, çocukluk anılarını/çocuklarının anılarını, sokakta kültür üretimini, insanların insan olduğunu ve ayrıca tüm medeni ülkelerde de koruma altına alınmış olan çevre haklarını savunuyorlar. Karşılarında iş makinaları, TOMA’lar, çevik kuvvet, gaz bombaları, alevler ve bir de suçlayıcılar.

Istanbul’un orta yerindeki son birkaç açık yeşil alanlardan biri, hatta Türkiye’nin en fazla ilgi çeken civarındaki tek yeşil alanı savunan binlerce kişi şehrin yerle bir edilen doğal görünümünün son savunucuları. Karşılarında ise Avrupa’nın en çok alışveriş merkezine sahip kentinin tüm açık alanlarına birer tane daha kondurma planı bulunan, para etmeyen tüm yeşili kökünden sökmeye hevesli neo-liberal politikalar. Yıllardır süregelen çevre katline seyirci kalmanın ötesine geçip ’iyi oldu, buralar da temizlendi’ şeklinde yaşayan kişilerin bu noktada artık olanları görmesini umuyorum.

Beton yığınları arasına hapsolmuş, apartmanının kapısından ötesindeki herşeyden korkar hale gelmiş, kendisini insanlığa ve hayata kapamış kişiler ise bu yıkımı savunanlar ikna edici birşey söylenemez. Ama bir yandan çevreciliği savunup, bir yandan ağacın önemine dem vurup öte yandan da kâr getirmeyen her türlü çevresel güzelliği yok edip üzerini beton kaplama sevdalısı ise işte orada bir dur demek gerekir. Belki de aynı Avrupa’da göçmen derneklerinin yaptığı gibi, bir çaya davet edip anlatmalı ağaç gölgesinde olup biteni.

Bir ağaç yaprağının, banknottan kıymetli olduğunu fark edeceklerine dair yine de umutlar barındırıyorum, belki de imkansız olduğunu bile bile. Fakat protestoya destek veren arkadaşlara da hatırlatmak gerekir, herkesin katılımıyla kendiliğinden gelişmiş böylesi bir hareket kimseyi ötekileştirme yeri değildir. Aksine, doğaya, çevreye, kişi ve toplum haklarına gönülden inanan herkese kendi geçmişi ne olursa olsun kucak açıp toplum direnişini herhangi bir partiye/oluşuma mal etmemek gerekir.

This entry was posted in AKP, CHP, Environment, Istanbul, Social Media, Turkey. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s