“Dik Dur Eğilme Altı Ok Seninle” diyecekler neredeyse

chp deprem

CHP’de son günlerde yaşanan istifalar ve istifayı geri çekmelere verilen tepkilerin gösterdiği aslında iktidardan pek de farklı bir duruşu olmadığı. Partilerin kendi tabanını duymamazlıktan geldiği merkeziyetçi politikalar ana akıma yerleşmiş durumda.

Gezi Parkı’nda başlayan ve haftalarca süren protestoların ardından iktidarın tepkisini ve sokaktaki kitlenin kalabalığını sanki kendisine destek için milyonların harekete geçmesi gibi algılayan muhalefet partilerinin bu tarihi olaylardan ders çıkarmasını beklemek belki de hayalperestlikti. Muhalefetteki diğer partilerle birlikte, CHP’nin Gezi sonrası attığı adımların oldukça büyük bir bölümünde park ahalisinin sessiz desteğini almış gibi bir özgüven görmek mümkündü. Öncelikle Gezi Parkı ardından 17 Aralık yolsuzluk soruşturmalarıyla destek kaybeden bir AKP karşısında, muhalefet bir anda kolay kazanımlar elde ettiğinden bunu doğru yolda ilerlediği hayaline kapılıyor olabilir. Aslında parktaki kişilerin herhangi bir parti için değil, sistemin anti-demokratik yapısına karşı orada olduğunu farkedemeyen siyasiler herşeyin olduğu gibi devam edeceğini ve bir değişimin olmayacağını düşünüyor gibiler.

Oy veren kitleyi hiçe sayarak, onlardan aldığı desteği dilediği gibi kullanabileceğini düşünen ve “halka rağmen halk için” anlayışının devamı niteliğinde jakoben geleneği sürdüren meclisteki siyasi partilerimiz oyverenlerin iradesini rehin almış haldeler. Yerel seçimler yaklaşırken kimin aday gösterileceği konusunda halen neredeyse hiçbir yerde önseçim yapılmaması ve hatta Ankara’dan “tepeden inme” adaylar gösterilmesi bunun en büyük örneği. Acaba merkezin bu kadar toplumun üstünde konumlanması ve sözde temsil ettiği adaylar için doğru olanı merkezin belirlemesi sonunda Jose Saramago’nun distopyasındaki gibi oy-boykotu uygulamasına gider mi?

Kendi daha yakından tanıdığım bir örnekle bunu açıklayacağım. Trakya’da CHP’nin son yıllarda gittikçe artan bir desteği arkasına aldığı ve bu desteğin varlığıyla rahatladığını görmek mümkün. Daha önce de kesin gözüyle bakılan seçimler yaşayıp bu desteğin aslında ne kadar çok farklı dinamiklere bağlı olduğunu fark edemeyen ve seçimlerden şok niteliğinde kayıplarla çıkan CHP, yeni bir hezimete hazırlanıyor olabilir. Üç dönem öncesinde tabanın taleplerini dinlememiş ve seçmenleri partiden soyutlayarak sonunda oy kullanım oranlarının düşmesini sağlamış bu sayede de MHP’nin adayı seçilmişti.

Sadece kısa bir süre kalan yerel seçim hazırlıkları kapsamında aylardır yürütülen aday adayları yarışı, yoklamalar ve anketler vasıtasıyla son aşamaya, adayın belirlenmesine yaklaşıyordu. Yaz aylarından bu yana aday adayları kampanyalarını yürütüyor, olabilen güçleriyle kendilerini topluma tanıtıyor, vaatlerini sunuyordu. Yaptıkları bir yandan kendi adaylıklarını sağlamakken öte yandan da aslında parti adına tanıtım yapıyorlardı. Adayın açıklanacağı tarih ertelenerek en son seçimlere elli gün kala Ankara’daki genel merkez Kırklareli’nin Vize’li milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nu Kırklareli Merkez İlçe için belediye başkan adayı olarak “görevlendirdiğini” açıkladı.

Kişiliğinden, yeteneğinden ve siyasi birikiminden şüphe edilmese de, Kırkareli’de bu oyverenin görüşünü hiçe sayma eylemi tepkiyle karşılandı. Neredeyse ulusal politikadaki çaresizlik ve alternatifsizlikle açıklanabilecek muhalefeti destekleme uğruna CHP’ye oy veren kişilerin, kendilerini görmezden gelen bu eylem karşısındaki tavrı partiye karşı gergin bir duruşa dönüştü ve kararın ertesi günü Kırklareli’nin diğer CHP milletvekili Turgut Dibek istifa mektubunu sosyal medya platformlarından paylaşarak genel merkeze gönderdi.

Partizanca tavırlarla bir kesim Dibek’in istifa kararına karşı sert bir tavırla tepki gösterirken, yerel bazda kendi sesinin Ankara tarafından duyulmayarak tepeden inme bir kararla kendi destekleyeceği adayı sunanlara sinirlenenler de destek mesajlarını yayınladılar. Bu aşamaya kadar olanları anlamak henüz mümkün olabilir, fakat bundan sonrasında CHP’nin çok eleştirdiği AKP’ye benzeme çabaları baskın geldi; öncelikle CHP genelbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Dibek’in istifa mektubunu işleme bile koymadan yırtıp attığı, bunun üzerine Dibek’in istifasını geri çektiği ve hatta aday gösterilen milletvekili Kesimoğlu ve diğer aday adaylarıyla birlikte bir bildiri yayınlayarak birlik mesajı verdiği görüldü.

tdibek-chp

Açıklamada AKP eleştirisi yapılırken, yapıcılıktan uzak, adeta biat çağrısındaki bir söylem dikkat çekici. Açıklamaya gelen yorumlar arasında neredeyse “dik dur eğilme altı ok seninle” diyecek onlarca kişi bulunuyor. Bu insanın aklına “acaba eleştirilen AKP’den ne kadar farklı bir CHP var?” sorusunu getiriyor. Ulusal düzeyde birçok kişinin şikayetçi olduğu jakoben tavırlar, tepeden inme kararlar ve oyverenin iradesini rehin alarak “biz sizin için iyi olanı biliriz” duruşu, yerel düzeye inildiğinde sorunun yalnızca bir parti değil de sistemin içinde partilerin temsil ettiği kitleler üzerinde baskı kurmasına yol açan uygulamalar olduğunu gösteriyor. Bunu örneklerken yalnızca CHP’deki eksikliği eleştirdiğim anlaşılmasın, maalesef meclisteki partilerin tümü ve meclis dışındaki çoğu siyasi parti kendi tabanı dahil kimseyi dinlemeden ve görüşlerini umursamadan bildiğini okuyor; sorunlu olan kişilerin en çok istediğine değil en az nefret ettiğine oy vermeye mecbur eden siyasi kültür!

Parti içindeki çekişmeler, ulusal siyasetteki çizgi, diğer partilerle rekabet adına kendi tabanından “fedakarlık” yapmasını isteyen bir parti, oyunu aldığı kitleyi temsil etmeyi bırakın, en basit anlamıyla yönetiyor ve yönlendiriyordur. Fakat unutulan bir mevzu var ki, yerel seçimlerde daha önce de İsmet İnönü’den işitme rahatsızlığını miras alan CHP’ye sürpriz yaşatan Kırklareli bir sürpriz daha yapabilir ve ulusal siyasi duruşun ötesinde yerelde en başarılı olacak, ya da en başta aday gösterildiği kentten olan adaya oy verebilir.

Son seçimlerde Kırklareli’de oyların yüzde 50’sini almış bir parti olarak belki de seçimlerde çok da fazla zorlanmayacağı bir bölge olarak Trakya’da kritik adımlar atmasına gerek yoktu CHP’nin ve bu denli stratejik bir planla merkezden milletvekillerini aday göstererek toplumsal vicdan üzerine ipotek koyması gerekmezdi. Kazanması riskli olan kentlerde herhangi bir partinin daha fazla oy toplamak adına farklı siyasi eğilimlerden gelen kişilerle yakınlaşmasını anlarım da, temelde Trakya’da yüksek çoğunlukla kazandıran bir teknik olan yoklamalar, anketler ve önseçimi bırakıp merkeze yönelmek gereksiz bir kayba sebep olacak gibi. CHP son seçimlerdeki yerelde yüzde 50 desteğe çok güveniyor olabilir, tıpkı ulusal düzeyde AKP’nin son seçim sonuçlarına çok güvenmesi gibi.

Bir defa daha belirtmek gerekiyor ki, toplumdan gelen sesleri işitememe sorunu yalnızca AKP sorunu değil. Sorun, başbakanın da sıkça dile getirdiği cehape zihniyeti meselesi bugün akape, mehape, bedepe zihniyeti olmasını sağlayan merkeziyetçi jakoben yapının parti içi demokrasiyi hiçe sayacak uygulamalara izin vermesi. Gezi Parkı protestolarında milyonlarca insan gönlünde bir partiyle sokağa çıkmış olsa da partiler üstü bir hareketin siyaseti yeniden şekillendireceğini öngöremeyen partiler halen eski devrin devam ettiğini düşünedursun, her biri anlayış ve algılarını yenilemedikleri sürece çok güvendikleri bölgelerde sürpriz yaşamaya hazır olmalıdır. Şafak Başgan gibi adayların bir bir çoğalmasını sağlayacak bu uygulamalar en sonunda kendini bitirecek.

This entry was posted in AKP, CHP, Evaluation, Turkey and tagged , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

One Response to “Dik Dur Eğilme Altı Ok Seninle” diyecekler neredeyse

  1. Merhaba, blog yazınızı okudum ve beğendim. Lakin eklemek istediğim bazı noktalar var.

    Ülkede hükümetin yıkılmasının, halkın sokaklarda savaşır hale gelmesini dolayısıyla ortaya çıkacak kaos ortamının bedelini yine halk ödeyecektir. Elbette küllerinden daha önce doğmuştur yine doğacaktır ama bu sürede elimize geçecek olan sadece kayıplar ve gözyaşlarıdır. AKP hükümeti gitmelidir ama AKP hükümetini gönderirken yerine koyacak bir hükümet de olmalıdır. Zamanında ihraç ettiği bir kişiyi bayraklarla geri alan CHP, AKP’ye ne yazık ki eşlenik değildir. Gerçek anlamda bir politika üretemeyen ve halka dokunamayan bir MHP’de ne yazık ki AKP’nin yerini dolduracak durumda değildir.

    Aslında hepimiz biraz AKP’li değil miyiz ? adlı yazımda bu iletişimsizliğe ve sorunlara değinmeye çalıştım. Umarım yazım yazınıza katkıda bulunur.

    http://orcun.baslak.com/aslinda-hepimiz-biraz-akpli-degil-miyiz/ adresinden yazıyı okuyabilirsiniz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s