Alternatif Nobel Ödülü Snowden’in

ABD’deki dinleme skandalını ortaya çıkaran Edward Snowden, Nobel Komitesi kararını verene kadar Alternatif Nobel olarak da bilinen Doğru Yaşam Ödüllerinden Onur Ödülünün sahibi oldu.

(Ojinali AGOS’ta)

 

Nobel Barış Ödülü için daha önce Korsan Partilerin aday gösterdiği Edward Snowden, Nobel Komitesi kararını verene kadar Alternatif Nobel olarak da bilinen Doğru Yaşam Ödüllerinden Onur Ödülünün sahibi oldu. Çalıştığı kurum olan Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA’de anayasa ve insan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle, hukuki olmayan uygulamaları ifşa eden Snowden ülkesini terk etmek ve diğer ülkelerden sığınma talep etmek zorunda kalmıştı. Snowden yaptıklarına dair “benim meslek yükümlülüğüm, yurttaşlarımızın anayasal haklarını kullanabilmelerini sağlamaktır, onları ihlal ederek özgürlüklerini kısıtlamak değil” açıklamasında bulunmuştu.

Bir teknoloji uzmanı, eski CIA çalışanı ve NSA’de üstlenici olan Snowden, ABD devletinin yaptığı açıklamalara rağmen kitle-gözetim faaliyetleri yürüttüğü, insan hakları ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini keşfettiğinde, bu bilgileri basına açıkladı ve bu da yasal işlemlerle karşılaşmasına neden oldu. Snowden’in yaptıkları küresel anlamda bir etki yaratarak gizlilik, mahremiyet ve gözetim/fişleme mekanizmalarının çokça tartışılmasına sebep oldu. Birçok kişi için Snowden anayasa, haklar ve hürriyetler adına, bunları koruduğunu iddia eden kurumlardan çok daha fazla katkı sağladı.

“Alternatif Nobel”

24 Eylül Çarşamba günü İsveç insan hakları ödüllerinden biri olan ve “Alternatif Nobel” olarak da adlandırılan Doğru Yaşam Ödüllerinden birinin sahibi de Snowden oldu. Gerekçesi gayet açık olan ödülün amacı bireylerin mahremiyetinin ehemmiyeti olduğu da söylenebilir. Verilen ödülü Snowden, Birleşik Krallık’ta Guardian gazetesi editörlerinden Alan Rusbridger ile paylaştı. Rusbridger, Snowden’in sızdırdığı belgeleri temel alarak bir dizi makale yayınlamış ve hükümetlerin gözetim ve fişleme niyetlerine ve uygulamalarına dikkat çekmişti. Gerekçeli kararda Snowden’in “cesaret ve yetenek” kapasitesine vurgu yapılırken, Rusbridger için de sorumlu gazetecilik davranışları ve küresel olarak mahremiyet, gözetim ve fişleme konularında gündem yaratmasından dolayı takdir edildi.

1980 yılında Nobel Ödülünün gözardı ettiği düşünülen konularda bir insane hakları ödülü verilmesi gerektiğini düşünen Jacob von Uexkull Nobel Vakfını gerçekten insnanlığa katkıda bulunmuş kişilere ödül vermeye ve yeni kategorilerde de aday kabul etmeye ikna edemedikten sonra, her yıl verilen Doğru Yaşam Ödüllerini başlatmış ve ödülü alanlara 1.5 milyon İsveç Kronu (~500.000 TL)  verilmeye başlanmıştı. Ödülü verebilmek için oldukça varlıklı bir pul koleksiyoncusu olan von Uexkull koleksiyonunu satmıştı. Ödül “dünyanın siyasi, bilimsel ya da ekonomik elitlerine” değil, bireysel hareket eden ve tabandan yükselen aktivistlere veriliyor.

1 Aralık 2014 tarihinde İsveç’in başkenti Stockholm’de verilecek olan ödüller için, vakfın şu anki direktörü ve ödülü başlatan kişinin yeğeni Ole von Uexkull “ödülü almaya hak kazanan herkesi davet ettik fakat Snowden’in gelip gelemeyeceği henüz net değil. İsveç hükümeti ve Snowden’in avukatlarıyla görüşüp katılımını sağlayabilecek adımlar hakkında görüşmek niyetindeyiz.” açıklamasında bulundu. Onur Ödülü maddi bir getiri sağlamasa bile von Uexkull Snowden’in yasal masrafları için vakfın kaynak ayırabileceğini söylemişti.

Fakat İsveç Dışişleri Bakanlığı için bu ödül sorun olarak görülmüş olacak ki, ödülü alanların açıklanması için ödül komitesinin kullandığı bakanlık basın odası için 1995’ten bu yana verilmiş olan izinler iptal edildi. Ödül alanların bakanlığa bildirilmesinin hemen ardından “güvenlik gerekçesiyle” yirmi yıla yakın süredir sürekli kullanılan basın odasının dış etkinliklere kapatıldığı açıklanmıştı. Von Uexkull bu konuyla ilgili olarak Snowden’in kazanmasıyla bağlantılı olduğunu öne sürdü.

Daha önce Pirate Bay davasının siyasi bir dava olduğu öne sürüldüğünde doğan tepkilerin ardından şimdi de seçim kaybederek ofisi bırakmak zorunda kalan İsveç hükümetinin önümüzdeki günlerde Snowden’e karşı da politik bir tavır tutunmaktak dolayı yeni tepkilerle karşılaşması gayet olası.

Sızıntı Sürgünü

Sızdırdığı bilgiler ABD başta olmak üzere batı dünyası devletlerinin kendilerini gösterdikleri kadar da masum ve insan haklarına saygılı olmadığını gözler önüne serdiğinden bu yana Snowden bir sürgün hayatı yaşıyor. Bugün halen Rusya’da sığınmış olan Snowden gözaltına alınması halinde ABD Casusluk Yasası kapsamında hakim karşısına çıkacak ve 30 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

Gözetim ve fişlemeden uzak, açık toplum alanında aktivizm faaliyetlerinde bulunan kişilerden yalnızca biri Snowden. Fakat Wikileaks gibi dünyayı yerinden oynatan bilgileri sızdıran Julian Assange gibi o da sürgün hayatı yaşamak zorunda kalıyor. Önümüzdeki günlerde devletler her ne kadar hukuksuz faaliyetleri dijital kalelerle gizlemeye çalışacak olsa da, bilgi sızıntısı hukuka inanan kişiler olduğu sürece devam edecektir.

This entry was posted in agos, Censorship, Digital, media freedom, Social Media, Surveillance State, Sweden, USA and tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s